Yakup Dıvrak: Almanya’da Demografik Durumun Vehameti

Almanya’da demografik yapının ne kadar ‘sağlıksız’ olduğu artık herkesçe biliniyor. Gerek AB Komisyonu ve gerekse de Federal Hükümet durumu açıkladı. Artık mızrak çuvala sığmıyor. Yaklaşık 83 milyon nüfusa sahip olan Almanya’nın, bu nüfusu muhafaza edebilmesi için her yıl yaklaşık 400.000 göçmen alması gerekiyor. Çok daha ilginç olan durum ise şu: Kalifiye işgücü açığını kapatabilmesi için, bu ülkenin her ay 50.000’den fazla kalifiye işgücüne ihtiyacı var. Yani yılda yaklaşık yarım milyon iş gücüne gereksinim duyuyor Dünya’nın dördüncü büyük ekonomik gücü Almanya.

Yıllardır bilinen, ama açıklanmayan durum kendisini dayattı ve politik partiler durumu kabul etmek ve de halka açıklamak zorunda kaldılar. Irkçı ve göçmen karşıtı AfD (Almanya İçin Alternatif) partisi hariç. Onlar bir yandan göç yoluyla Alman ırkının bozulacağından korkuyorlar; daha doğrusu korkuyormuş gibi yapıyorlar ve hem de göçmen karşıtlığı üzerinden oy devşirmeye bakıyorlar. Bayağı da başarılı oluyorlar kendi stratejileri bakımından.

Almanya coğrafi olarak Türkiye’nin yarısı kadar büyüklükte. Nüfusu Türkiye ile aynı hemen hemen. Her 4 kişiden birisi ya yabancı/göçmen ya da yabancı/göçmen kökenli bu ülkede.

Almanya’da yaklaşık 3 milyon Türk yaşıyor. Bunların yaklaşık 1 milyon 500 bini T.C. vatandaşı. Geri kalanların yarısı Alman vatandaşlığına geçmiş durumda. Sekiz yüz bin kişinin ise çifte vatandaşlığa sahip olduğu tahmin ediliyor. En büyük yabancı grup hala Türkler. Tüm çabalara rağmen...

Doğu Avrupa ülkelerinden gelenlere çifte vatandaşlık verilirken, bu Türklerden esirgeniyor. Türklerin zamanla bir azınlık oluşturmasından çekiniyorlar. (Schlesvvig-Holstein Eyaleti’ndeki Danimarka kökenli azınlığın örnek olması korkusu var gizli, gizli...) Millet değil ümmet, azınlık değil göçmen, dil değil din arzu ediliyor. Türklerin entegrasyonu değil arzu edilen, eritilmek isteniyor Türkiye’den gelenler... Bu yüzdendir ki, Alman okullarında Türkçe’nin 2. Yabancı dil olarak okutulması önleniyor. Hem de Yeşiller Partisi’nin oylarıyla... (O ilerici, göçmen dostu ve çevreci Yeşiller utanmadan CDU ve AfD ile aynı amaç için oy kullanabiliyorlar.) Buna karşın Din Dersi teşvik ediliyor. Nasıl olsa dualarla karnını doyurabilirler Türkler...

Almanya’da nüfus yaklaşık 83 milyon ve yılda %0,3 artıyor. Tabii ki göç yoluyla... Ortalama yaşam süresi kadınlarda 83,44, erkeklerde ise 78,6. Halen yaşayan
20.000 Alman vatandaşı ‘dalya’ çekmiş durumda, yani 100 yaşını aşmışlar.

Almanya’da doğum oranı kadın başına 1,57 çocuk. Türkiye’de ise 2,14. Zurnanın zırt dediği yer tam da burası. Almanya’nın doğum oranı düşük olan AB ülkelerinden göç alması çok zor. Bazı AB ülkelerinde doğum oranı Almanya’dan da düşük. Örneğin bu sayı İtalya’da kadın başına sadece 1,24 çocuk.

Yeraltı ve yerüstü zenginlikleri, madenleri kısıtlı olan Almanya tam bir ihracat bağımlısı ülke durumunda. Nüfusu 80 milyonun üstünde tutmak zorunda. Bu da göç almaktan geçiyor.

Almanya’da sigortalı çalışan sayısı yaklaşık 45 milyon.

İşsizlik %2,6, yani 2 milyon 578 bin. Devede kulak...

Emekli sayısı ise yaklaşık 21 milyonun üzerinde. Önceleri 1 emeklinin maaşını 3 çalışanın primleriyle karşılıyordu devlet. Şimdilerde ise 1 emekliye 2 çalışan düşüyor. Bu oranın düşmesinden korkuluyor. Yavaş yavaş da düşüyor...

Çalışıp emekli olanların yerinin mutlaka doldurulması gerekiyor. Aksi taktirde üretim ve dolayısıyla da ihracat düşer. Bu Almanya’nın yıkımı olur.

Sorun bu. Peki çözüm ne? Çözüm göç almaktan geçiyor. Ama, lalettayin bir göç olmayacak bu. Almanya klasik göç ülkeleri ABD, Kanada ve Avusturalya’dan çok şey öğrendi. Artık seçerek alacak göçmenleri. Özellikle de kalifiye elemanları, kalifiye işgücünü alacak.

Geçen ay Strasburg’da AB Komisyonu yetkilileri ve akabinde Berlin’de Federal Hükümet yetkilisi açıklama yaptı. Bundan sonra göç belli bir sisteme göre ‘düzenlenecek’ ve "Mavi Kart" teşvik edilecek. ABD’nin "Yeşil Kartı"na kinaye...

Bütün çabalara rağmen, ta Şansölye Gerhard SCHRÖDER hükümeti zamanında piyasaya sürülen bu "Mavi Kart" bir türlü tutmuyor. Geçen yıl ABD "Yeşil Kart" yoluyla 140.000 kalifiye eleman alırken, AB ülkeleri ise sadece 19.000 alabilmiş.

Peki neden? Birinci neden dil. Okumuş yazmış insanların çoğu Almanca veya Fransızca değil İngilizce biliyor. İkinci neden Avrupa’daki ödemeler ABD’dekine göre daha düşük. Bence çok önemli ve herkesin bildiği ama dile getirmediği bir neden de ırkçılık. Avrupa ülkelerinde popülizm, ırkçılık ve giderekten göçmen düşmanlığı yükseliyor...

Bu ırkçı yükselişin önüne sosyal demokrat partiler geçebilir ancak. Norveç’te taze bir rüzgar esti: sosyal demokrat parti 1. parti olarak çıktı Genel Seçimler’den. Darısı Avrupa’daki diğer sosyal demokrat partilerin başına...

Tıpkı çevre sorunu gibi göç de geleceğin en büyük sorunlarının başında geliyor.

Dünya’da yaklaşık 82,3 milyon mülteci ya yollarda ya da çadırlarda yaşadıkça;

Dünya’da nüfusun %1,1’inin Dünya varlığının, zenginliğinin %45,8’ine sahip oldukça;

Dünya’da bu eşitsiz dağılım sürdüğü müddetçe ne göçlerin sonu gelir ve ne de mülteciler yollara düşmekten geri durur!

Kim istemez ki doğup büyüdüğü ülkede, kendi vatanında yaşamayı?

Kaynak : https://www.muhalif.com.tr/haber/yakup-divrak-almanyada-demografik-durumun-vehameti-28819
 
Üst